Türkiye Obezitede Avrupa’da Birinci! Obezite ve Kilo Verme İlişkisi

ABD başta olmak üzere bir çok ülkede; kilo verme mücadelesi veren, hareket etmekte zorlanan, hatta yataklarından kalkamayan pek çok insan görmüşsünüzdür. Çok uzaktan baktığımız bu hayatlar, artık sandığımız kadar uzak da değiller.  Genel olarak  Türkiye’nin fast food odaklı olamayan yeme kültürünün, kendine has damak zevkinin bizi obeziteden olabildiğince koruyabileceği yanılgısına sahip olduk. Oysaki durum sandığımız kadar tozpembe değil.

Maalesef ki Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Türkiye obez sıklığı bakımından Avrupa’da birinci durumunda. Peki sizce obezitenin bu kadar artmasının asıl sebebi ne?

Kilo almamızın tek sebebi yeme tercihlerimiz mi? Genetiğimizin kilo almamızla alakası var mı? Ya da açlık hormonu ghrelini tek suçlu ilan edebilir miyiz?

Türkiye %31 obezite sıklığıyla Avrupa’da birinci sırada.

Sağlık Bakanlığı  açıklamalarına göre Dünya Sağlık Örgütü (WHO) obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ediyor. Dünya üzerinde hal böyleyken Türkiye’de durum sizce nasıl? Yine Sağlık Bakanlığının verilerine göre kadınların %20,9’unun obez olduğu görülmektedir. Erkeklerde ise bu oran yüzde 13,7’dir. Yetişkin rakamları korkutucuyken aynı durum çocuk ve ergenler için de geçerli. Yani Türkiye sandığımız kadar sağlıklı bir ülke değil.

Haydi hep beraber asıl suçluyu bulmaya odaklanalım. Genlerdeki bir değişim fazla kilo alma sebebi olabilir mi? Bilim insanlarına göre obezitenin hayatımıza girdiği 1970’lerden beri genlerimizde bir değişim olmadı. Bu sebeple asıl faktörün gen olduğunu düşünmek şu an için pek doğru görünmüyor. Bu arada bir parantez açmakta fayda var. Eğer aile geçmişinizde, aşırı kilo ve obezite ile mücadele etmiş bireyler varsa sizin de  obez olma olasılığınız diğer bireylere göre çok daha fazla. Ailenizin soy geçmişine bakıp, genetik yatkınlığınızı bilmek farkındalık sağlama ve kilo verme sürecinizi yönteme açısından oldukça önemli.

Kilo almanın nedenleri neler?

Açlık hormonu  ghrelin hormonu nedir?

Hormonlarımızın kilo alma ya da verme üzerinde etkisi var mı sorusu, bilim insanları tarafından sıkılıkla cevabı verilmeye çalışılan bir soru olagelmiştir. Hiç kuşkusuz hormonlarımız, vücudumuzun işleyişinde önemli pay sahipleridir. Ghrelin hormonunun, son dönemde bu kadar adının duyulmasının ana nedeni; yemek öncesi salınarak bize acıktığımızın sinyallerini veren, kilo alımını ve yağlanmayı kolaylaştıran bir hormon oluşudur.

Açlıkla birlikte salımı gerçekleşen ghrelin hormonuna karşı, obez bireylerin hassas oluşu kilo vermelerinin önünde bir engel teşkil ediyor olabilir. Hatta tüp mide ameliyatlarının odak noktası; açlık hormonunun salındığı fundus bölgesi de dahil midenin %80’inin alınmasıdır. Tüp mide ameliyatı sonrası hastanın açlık hormonun salımında meydana gelen azalma sayesinde, hastaların iştah kontrolünü sağlayıp, kilo verme süreçlerinin hızlandığı bilinmektedir. Tüp Mide Ameliyatları bu bağlamda oldukça başarılı operasyonlardır. Tüp mide hakkında ayrıntılı olarak bilgi almak isterseniz, Doç. Dr. Gökmen Öztürk ile birlikte hazırladığımız Tüp Mide Ameliyatı Nedir? adlı videolu makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

Gherelin hormonuna dönecek olursak, açlık hormonumuz varoluşumuzdan beri bizimle, sonradan ortaya çıkmadı. İnsanlığın ortaya çıkışından beri varlığını sürdüren bir hormonun günümüzün en tehlikeli hastalıklarından obeziteye neden olduğunu düşünmek çok da sağlıklı bir yaklaşım olmaz. Her hormonun varlığının vücut dengemizde bir nedeni var. Peki ghrelin değilse bizi obez olmaya sürükleyen neden ne?

Kilo verme ve obeziteyle savaşta ne yapabilirim?

Obezite ameliyatı çözüm olabilir mi?

Son olarak odaklanacağımız konu: Yeme tercihlerimiz. Sanayileşmenin hızlanması, çalışma koşullarının değişimi, paketli gıdaların artışı, hareketsiz yaşam; bizi obeziteyle baş başa bırakmış olabilir mi? Hormonlu gıdalar, hazır paketlenmiş yiyecekler, fast food kültürünün hakimiyeti bizi kilolarımıza hapsediyor. Sürekli oturarak çalışma, hareketsiz yaşama hızla adapte oluşumuz, bu noktadan sonra kısır döngü içerisinde sürekli mücadele etmek zorunda bıraktı birçok insanı. Fakat şimdi birden bire tüm hayatımızı sağlıklı tercihlerle doğru yola sokabilir miyiz?

Belli bir vücut kitle indeksinin (VKİ) üzerinde olan insanlar için kilo verme süreci sanıldığı kadar kolay değil. Vücudumuzun taşıyabileceği bir ağırlıkta mıyız? Bunu bilmek oldukça elzem. Eğer VKİ değerinizi bilmiyorsanız, buraya tıklayarak öğrenebilir, riskli gruba ne kadar yakın olduğunuzu tespit edebilirsiniz. Sağlıklı beslenme tercihleri ve hareketi hayata katmak belli bir kilonun üzerinde insanlar için doktor desteksiz neredeyse imkansız. Ameliyat tek başına bir çözüm değil, bir zorunluluk-eğer ki doktorunuz demediyse- asla değil.

MEDENLive Sağlık Grubu hekimlerinden, birçok başarılı Tüp Mide Ameliyatı gerçekleştirmiş olan, Doç. Dr. Gökmen Öztürk bu konuda: ”Tüp Mide veya diğer tüm yöntemler sizin kilo vermeniz için, yardımcı görevi görürler, asıl mucizeyi yöntem değil, siz gerçekleştirirsiniz!’ diyerek kilo vermenin aslında kişinin iradesi ile doğru orantılı olduğunun altını çizmiştir.

Genel bir değerlendirme yapacak olursak, kilo almanın tek net bir nedene bağlanması, kilo verme pratiğini de tek tipleştirme sorunsalını da beraberinde getirecektir. Her vücut kendine özgüdür, sizin kilo verememe nedeniniz bambaşka bir durumdan kaynaklanıyor olabilir. Müdahale sonrası kilo alımının tekrar etmemesi için, kilo alma nedeninizin tespit edilmesi oldukça önemlidir. Kilo ile yıllardır mücadele ediyor ve bir çıkış yolu bulamıyorsanız, uzman bir doktorla görüşmenizin zamanı gelmiş demektir!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

Buraya yazacağınız E-Posta adresiniz herkese açık yayımlanmayacaktır. Required fields are marked *

Arama

+

DOKTORUNUZA ÜCRETSİZ MUAYENE

HEMEN Formu doldurun!

OLABİLECEĞİNİZİ BİLİYOR MUYDUNUZ?

Randevunuzu oluşturmak için arayalım!