Doç. Dr. Gökmen ÖZTÜRK Obezite Cerrahisinde Merak Ettiğiniz Herşeyi Yanıtlıyor!

[00:00:09.24] Spiker: TGRT EU ekranlarından sağlıklı günler sevgili izleyiciler. Doktorlar Konuşuyor programı ile karşınızdayız. Bu gün sizlere çağımızın hastalığı olan obeziteyi konuşacağız ve obezitede son yıllarda sıklıkla duyduğumuz bir kavram olan obezite cerrahisini konuşacağız. Diyetlerden, sporlardan ya da yeme kontrolünü yapamayanların, maalesef kilo almaya meyilli oldukları için ve kilo vermekte zorlandıkları, bu yüzden de obezite cerrahisinin uygulanmış olduğu adaylardan bahsedeceğiz. Uygun adaylar kimlerdir, ameliyat nasıl yapılır, sonrasında nelere dikkat etmek gerekir. İşte tüm bu soruların cevaplarını bulmak için, bu gün aramızda çok değerli bir konuğumuz olacak. Kendisi Meden Live Sağlık Grubu’ndan genel cerrahi uzmanı Dr. Gökmen Öztürk bizler ile birlikte olacak. Ben hemen hocama dönmek istiyorum. Öncelikle hoşgeldiniz hocam, nasılsınız?

[00:00:55.21] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Hoşbulduk, teşekkür ederim siz nasılsınız?

[00:00:57.24] Spiker: Bizler de iyiyiz, sizleri gördük daha iyi olduk hocam.

[00:01:00.04] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Çok sağolun.

[00:01:00.26] Spiker: Hocam daha öncesinde sizinle bir program yapmıştık, fakat tekrar izleyenlerimiz adına kendinizi tanıtabilir misiniz?

[00:01:06.12] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: 1971 İstanbul doğumluyum. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi’nde genel cerrahi ihtisasımı tamamladım. 2000 yılından beri de genel cerrah olarak çalışmaktayım. Halen Medipol Üniversitesi’ne bağlı bir hastanede genel cerrahi uzmanı olarak görevime devam ediyorum.

[00:01:26.18] Spiker: Hocam bu gün çok önemli konulardan birisini aslında ele alacağız. Obeziteyi konuşacağız. Çağımızın hastalığı diyoruz. Artık spor da yapsak bizden o kilolar gitmiyor, diyetlerle de gitmiyor. Hocam, kimdir, obez kime denir aslında?

[00:01:41.29] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Şimdi bu konu, tabi Batı toplumlarının temel problemleri gibi gözüküyor ama dünya skalasana bakıldığında Batı’dan, yani Kuzey Avrupa’dan başlayarak Avrupa da dahil, bizim bulunduğumuz Ortadoğu bölgesi ve Asya bölgesinin tamamında obezite çok önemli bir problem. Yani her gün işte medyada çok sayıda bu konu ile ilgili yazılar çıkıyor, obezitenin insana getirdiği hastalıklar, obeziteye bağlı hastalıklar, obeziteye bağlı hastalıklardan dünyada kaç kişi hayatını kaybediyor…. Mesela bir araştırma yapılmış, dünyada ortalama 6 milyon kişi sigara içimine bağlı hastalıklardan dolayı vefat ediyor. Aynı şekilde 4 milyon kişi kadar da obezite ve obeziteye bağlı sebeplerden dolayı hayatını kaybediyor. Obezite de aynı sigara gibi tehlikeli bir durum. Şimdi obezitenin ne demek olduğu ile ilgili tıbbi olarak bir literatür var. Burada dikkat edilmesi gerekli olan iki nokta var. Bunlardan bir tanesi vücut kitle indeksi diye adlandırılan, body mass indexi denilen vücut kitle indeksi. Bu vücut kitle indeksi de hastanın kilosunu, boyunun karesine böldüğümüzde elde ettiğimiz sonuç. Yani genel olarak hani standardize edilmiş böyle bir skala var. Bu skalaya göre body mass indexi, vücut kitle indeksi 25 üzerinde olanlar hafif kilolu olarak değerlendiriliyor. İndeksteki sayı, rakam yukarıya doğru ilerledikçe obezite ilerlemiş oluyor. Şu anda ameliyat edilebilir, ameliyat tercihini kullanabilir hasta skalasına giren body mass indexi bizim için alt sınırı 35. 35 ve üzerinde olan, body mass indexi, yani vücut kitle indeksi 35 ve üzerinde olan ve yandaş hastalıkları olan, nedir bunlar mesela hipertansiyon, metobolik sendrom, şeker gibi problemleri olan hastalar ameliyat için uygun hasta grubu içerisine giriyorlar. Eğer kişinin body mass indexi 40’ın üzerindeyse o zaman bu söylediğim bu yandaş problemlerin olması gerekmiyor. 40’ın üzerindeki hasta obezite cerrahisi için aday bir hasta oluyor. Obezite cerrahisi deyince, yani ben işte nasıl olsa cerrahi olarak bir işlem yaptırarak bu işten kurtulabilirim mantığı insanların beynine yerleşince, o zaman tabi insanlar tercih olarak hemen öncelik olarak bunu almaya çalışıyorlar. Ama bu konuda da sanki haklılar, çünkü yapılan araştırmalarda görülmüş ki insanlar diyetle ve spor gibi çeşitli aktiviteler ile…

[00:04:40.28] Spiker: Belli bir süre sonra alıyoruz hocam…

[00:04:43.22] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Ancak gerçekten sağlıklı kiloya ulaşma ihtimalleri %3 kadar falan. Hele böyle işte şekerin çok tüketildiği, hazır gıdaların çok tüketildiği, posasız gıdaların çok tüketildiği, hareketliliğin çok az oldu durumlar da üst üste eklenince o zaman obezite kaçınılmaz bir hale geliyor ve hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Onun getirdiği hastalıklar da tabi beraberinde ekleniyor.

[00:05:15.22] Spiker: Hocam genelde obezitenin getirdiği hastalıklardan bahsediyoruz ama hastalıkların getirdiği obezite diye de bir grup var. Böyle bir durum da söz konusu.

[00:05:22.26] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Şimdi şöyle bazı hastalıklar obeziteyi kolaylaştırıyor. Tiroid fonksiyon bozuklukları, şeker hastalığı, tansiyon, bazı romatizma hastalıkları gibi hastalıklar obeziteye sebep oluyor. Obezitenin nedenleri konusunda çok fazla miktarda çalışma ve bu konu ile ilgili yapılmış olan çok deney sonucunda obezitenin multi faktöriyel olduğu ortaya çıkmış. Yani çok farklı farklı sebepler var. Ailesel faktörler var, genetik faktörler var, ondan sonra beslenme alışkanlıkları var. Mesela obez bir ikizin ifadesi şöyle, annem bizi küçük yaşta bebe sandalyesine oturtup kendi işlerine devam edebilmek için önümüze sürekli yiyebileceğimiz bir şeyler koyuyordu ve biz onları sürekli tüketiyorduk ve sonrasında da böyle bir durumla karşılaştık. Yani anne kendisini rahat ettirmek için çocuğuna…

[00:06:24.12] Spiker: Türk toplumuzda vardır hocam değil mi zaten. Onu yemezsen arkadan ağlar.

[00:06:28.24] Doç. Dr. Gökmen Öztürk:  Önüne televizyon koyup, önüne yiyebileceği krekerleri, şunları bunları falan filan koyunca… Tabi küçük yaştan itibaren beslenme alışkanlığı ile ilgili böyle kafada, alt beyinde oluşan bir alışkanlık profili oluşunca bilinç altına yerleşince bundan kurtulması çok zor oluyor. Şimdi mesela Amerika’da bu konu ile ilgili çok fazla çalışma yapılmış. En son mesela yaptıkları uygulamalardan bir tanesi şu, ilkokul çağındaki çocukların tamamı okula başlamadan önce, ders saati başlamadan önce bütün çocukları bahçeye çıkartıp çocukları 12 dakika boyunca yürütmeye çalışıyorlar. Şimdi mesela hepimiz, kendimiz için de konuşalım. Şimdi spor yapmaya çalışıyoruz, spor salonlarına yazılıyoruz, dışarıda yürümeye çalışıyoruz falan filan… Bu şöyle bir şey, eğer o, sizin gerçekten veri tabanınızda yoksa, yani beyin veri tabanınızda böyle bir şey söz konusu değilse bir süre sonra sıkılıyorsunuz o işten. Yani spor salonuna gidip işte orada koşup ağırlık kaldırmak, ne bileyim dışarıda yürümek falan gibi olayların tamamı sizde şey olmaya başlıyor, sıkılganlık haline getiriyor. Bir süre sonra insan bu şey gibi, sigara içme alışkanlığı gibi, hep ona benzetiyorum ben. Sigara insan vücudunda beynimizde dopamin dediğimiz bir bölgeyi aktive ediyor, içerisindeki nikotin sayesinde. Yani mutluluk hormonunu salgılatıyor. O yüzden mesela hastane bahçelerinde insanlar sıkılırken ellerinde sigaralarla, sanki arkadaşıymış gibi davranıyor. Yeme konusu da öyle. Bir süre sonra en sıkıldığında bir şeyler atıştırmaya başlıyor. Atıştırıyor atıştırıyor…

[00:08:08.28] Spiker: Aslında o anda yemek istemiyor değil mi hocam? Alışkanlık, bağımlılık.

[00:08:12.22] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Hayır hayır, kesinlikle. Yani yemek ile ilgili bir sıkıntı değil. Bu konu ile ilgili mesela, benim düşüncelerimden bir tanesi şu, aslında insan vücudunun gerçek anlamda suya çok ihtiyacı var. Vücudumuzun zaten %60’ı su. Kendi üzerimde denediğim yöntem şu, ben mesela bir şey atıştırmak istediğimde eğer su içersem o atıştırma isteğimin ortadan kalktığını görüyorum. Buradan şunu anlıyorum, aslında o atıştırmak ile ben aslında su ihtiyacımı gidermeye çalışıyorum. Ama olmuyor işte. Çünkü gerçekten yapılması gerekli olan şey su içmek. O yüzden biz toplumumuza su içmeyi gerçekten kazandırmamız gerekli. Mesela hastaya su içiyor musun diye soruyorum, içiyorum tabi diyor. Ne kadar içiyorsun diyorum, hocam günde 2-3 bardak falan.

[00:09:09.07] Spiker: Kış aylarında hiç içilmiyor hocam zaten.

[00:09:12.19] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Yani 2-3 bardak su tabi ki hiç bir şey insan için.

[00:09:18.00] Spiker: Bir de şöyle br algı var hocam, ben su içmiyorum ama bol bol sıvı gıdalar tüketiyorum. Meyve suyu içiyorum, kahve içiyorum.

[00:09:23.25] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Şimdi onlar da tabi ki insanı o açıdan, yerine koyuyorum nasıl olsa mantığı ile yerine koyan şey ama hepsinde kalori var. Yani ekstradan her aldığınız, meyve suyu, boyalı sular diyorum ben onlara, boyalı suların tamamı kalori, hepsi kalori. Şimdi insanlar bir süre sonra eğer o obezite ile ilgili o sınırı aştıktan sonra zaten şöyle oluyor. Artık benden bundan sonra bir şey olmaz, ben bundan sonra bir şey yapamam. Obezler ile normal insanlar ile ilgili bir çalışma yapmışlar, bir gruba obezleri alıyorlar, diğer gruba da normal insanları. Ve bunlara belli kilometreleri tahmin etmeleri soruluyor. Mesela obez bir kişiye soruyorlar 5 km neresidir, diyor ki şurası. Her seferinde bakıyorlar ki obezlerin 5 km diye gösterdikleri yer normal kilolulardan en az iki kat daha uzakta. Çünkü obez bir insan bir süre sonra bilinç altında her şeyi büyütmeye başlıyor, bu da onun gibi. Ben kilo veremem, ben hareket edemem falan filan. Tabi bir noktadan sonra zaten bunu sağlamak çok zor. Düşünsenize mesela elinize iki tane 5 kiloluk pazar poşetini alın onunla bir 5 km yürüyün. Ne kadar çok farklı olduğunu anlayacaksınız yani. O yüzden o noktayı geçmemek gerekli.

[00:10:49.03] Spiker: Az önce de bahsettiğiniz gibi aslında o çocukken bilinç altına yerleşiyor. Hemen ondan bahsetmek istiyorum, bir köşe yazısında okumuştum, yöne böyle yabancı bir yazar kendisi. Obez ile ilgili bir köşe yazısı vardı. Şöyle dedi, öncelikle anne baba adaylarına bu eğitimi verelim, sonra anne babalara, en son çocuklara ve daha sonra bilinç altı temizliği, obez konusunda. Böyle bir durum söz konusu olabilir mi aslında hocam. Daha faydalı olabilir mi?

[00:11:15.05] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Kesinlikle olabiliri. Yani obezite konusunda toplumun gerçekten bilinçlenmesi gerekli. Çünkü obezite gerçekten sigara gibi bir şey. Çok kötü bir alışkanlık, alışkanlık yani. 

[00:11:29.02] Spiker: Özellikle şimdiki nesil çocukları.

[00:11:31.10] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Özellikle şeker tüketimi. Şimdi normalde avcı toplayıcı zamanından, ilk Homo Sapiens ve Neandartel dönemden bu zamana kadar insan fizyonomisinde hiç bir değişiklik yok. Bizim fizyonomimiz yani yapımız aldığımız gıdanın bütün bağırsaklarımızı dolaşarak, kalın bağırsağımıza geçmesini ve oradan emilmesini ve daha sonrasında da o gıdalardan bizim bir şeyler almamızı gerektiriyor. O zaman insanlar bizim gibi değildi mesela. Buzdolabı ağzına kadar dolu değildi. Avlayabileceği veya yakalayabileceği bir hayvanın ya da ne bileyim bir ot parçasını….

[00:12:10.01] Spiker: O kadar kolay değildi hayat aslında değil mi?

[00:12:11.25] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Değildi. Ama şimdi nasıl, dolap ağzına kadar her şey ile dolu, insanlar hiç bir şekilde bunları elde edebilmek için çok büyük gayret göstermiyorlar bir, ikincisi, alınan gıdaların tamamı hiç bir şekilde bağırsağımızın bütün hepsini dolaşmıyor. Bizim normalde Türk toplumunun temel gıdaların içerisinde bu bağırsağımızın tamamını kullanan sistemin kendisi zaten var. Yeşil sebzeler, meyveler, lahanalar, pırasalar, aklınıza gelebilecek bütün sebzeli yemekler, köfteli yemekler, yaptığımız bütün yemekler, yani Anadolu’nun tamamı için konuşuyorum bunu gıdaların hepsi aslında çok güzel ve ideal. Ama artık toplum o kadar şey ki biz de buna dahiliz. Ne kadar çabuk hızlı tüketebiliriz, çok hızlı tüketelim…

[00:13:01.21] Spiker: Büyük bir metropolde yaşıyoruz ve insanlar sürekli bir koşturmaca içinde. 

[00:13:04.24] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: hemen yapalım, halledelim, çabucak yapalım, akşam mesela evde yemek yapamadık, ne yapalım, işte bir tane pizza söyleyelim gelsin falan filan mantığı olduğu için, çok yüksek miktarlarda kalori alıyoruz. Şimdi normalde bazal metabolizma hızı diye bir tabir var. Bazal metabolizma hızı şu demek, bir insanın boyu ve kilosu ile ilgili bir hesaplama bu ve yaşı ile ilgili bir hesaplama. Bir insan hiç bir şey yapmasa, sabahtan akşama kadar otursa, 80 kilo ağırlığında, 1,80 boyunda bir erkeğin bazal metabolizma hızı 1680 kilo kalori. Bu ne demek, bu kişinin organlarının çalışabilmesi için 1680 kilo kalori alması gerekli bu kişinin. Şimdi şöyle düşünün uzun mesafe koşuları da yapıyorum ara sıra ben, mesela en son işte baya oldu, baya uzun bir mesafe 2 saate yakın bir koşu performansından sonra saatte gösterilen kalori 2000 kaloriydi. Yani 2000 kalori yakmışım o süre zarfında. Şimdi 2000 kalori ne demek, şu demek, 2 bardak Coca Cola demek. Yani aldığınız kalori şeye benziyor, arabaya ne kadar çok benzin koyarsak o kadar çok gidebiliriz, ne kadar az koyarsak o kadar… Biz şimdi ne kadar çok ağızdan gıda alırsak, kalori alırsak, onlar bir sür sonra ne oluyor, bir de insan vücudu çok garip, mesela siz şimdi diyet deyince insanların aklına hep şu geliyor, ben az yersem, çok az yersem o zaman kilo veririm, hayır öyle bir şey de yok, çünkü beynimiz o kadar akıllı ki, mesela şöyle düşünüyor, bu kişi sadece akşam yiyor, demek ki açlık ile karşı karşı kalıyor gün boyunca aldığınız her gıda direk yağa dönüşüyor. Biz zannediyoruz ki az kalori alırsak daha az kilo alırız, hayır öyle bir şey yok, çünkü o aldığımız gıda yakmak için de bağırsaklarımız çalışıyor, o sırada da biz kalori harcıyoruz. Bir sabah kahvaltısının insanda harcattığı kalori 450 kilo kalori kadar. Yani bir sabah kahvaltısı. Onu sindirmemiz için bağırsaklarımızın çalışması gerekiyor. Şimdi bütün bunların tamamı normalde anlatılan standart şeyler. Ama iş öbür tarafa gelince, obezite tarafına gelince o zaman o kalori miktarları çok artıyor. Kocaman bir arkadaşım var tanıdık, Karadeniz’liyim ben, bizim orada büyük pideler yaparlar, bir oturuşta bir tepsi pide ile iki tane büyük kola içtiğini söylüyordu bu arkadaş. Böyle bir tüketim varken hiç bir şekilde ondan geri kalamazsın. Veremezsiniz kiloyu. O yüzden şimdi biz bunu halledebiliriz yoluna gidildiğinde, endokrinciler, yani iç hastalıkların endokrin bölümleri, kişide şeker hastalığı var mı, hipotiroidi var mı, tiroit bezlerinin fonksiyonları az çalışıyor mu falan gibi şeklinde araştırmalar yaparak kişilerin kilo verebilmelerini sağlamak amacı ile onlara belli diyetler vererek belli zamanlarda kilo kontrollerini sağlamak için bazı şeyler yapılıyor. Hatta bu konuda biliyorsunuz Amerika’da sürekli ilaç geliştirilmeye çalışılıyor, onların tamamı merkezi sinir sisteminden sizin açlık duygunuzu ortana kaldırmak amacı ile yapılan şeyler. Ama tabi onların bir sürü yan etkisi var, kardiyak yan etkileri, o yüzden o ilaçların bir sürüsü kaldırıldı. Şu anda mesela internette satılan o konu ile ilgili, gayrı resmi satılan bir sürü ilaç var, o kadar çok yan atkisi var ki, biliyoruz yani hayatını kaybeden insanlar da var, böyle bir durum olduğunda da Batı’da da demişler ki biz ne yapabiliriz, 1988 yılında Japon’lar midenin bir kısmında bir hormon tespit ediyorlar, grilin denen bir hormon. Grilin, açlık duygusu uyandıran hormon. Yani midemizin kazınmasını sağlayan hormon. Birinci şey bu. İkincisi, eğer biz hastanın mideni küçültürsek, mesela mide kanseri olan hastaların midesini küçültüyoruz, küçülttüğümüz zaman görüyoruz ki o hastalar zayıflıyorlar. Demişler ki, demek ki o zaman hem biz hastanın midesini küçültürsek ve o bölgeyi de çıkartırsak hasta da hem açlık duygusunu ortadan kaldırmış oluruz hem de bir seferde alabileceği gıda miktarını küçültmüş oluruz fikri gelişerek obezite cerrahisi ile ilgili işlemler başlamış. Bunlardan sıklıkla yapılanı, tüp mide ameliyatı diye adlandırılan..

[00:17:44.09] Spiker: Hocam peki size gelen hastalarda nasıl bir yol izliyorsunuz? Size obezli bir hastanız geldi…

[00:17:48.10] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Şimdi obez bir hasta geldiğinde zaten şimdi şöyle, artık o kadar bu Türkiye’de yaygın bir hale geldi ki bana gelen hasta daha önce 5-6 kişiye daha gitmiş oluyor, o konuda fikir sahibi olmuş oluyor. Çünkü obezite cerrahisi gerçekten basit bir cerrahi değil, komplikasyonları var. Yaklaşık 30-35 cm’lik bir bölgeyi kesip atıyorsunuz. O bölgeyi kesmek için kullanılan bazı malzemeler var ve o malzemeleri kullanarak yapıyorsunuz bu işi. Takibinde bazen o dikiş hatlarından kaçaklar oluyor falan filan, işte ölümler oluyor, kafalar iyice karışıyor. O yüzden şimdi yurt dışında mesela toplantılarda hastalar ile ilgili bilgi verirken bir hastanın mesela ameliyatı ile ilgili öncesinden bilgi verirken şöyle yazılıyor, 56 yaşında body mass indexi 52 olan, hipertansiyon yok, diabetes mellitus 3 yıldan beri tedavi oluyor, ameliyat öncesinde 3,5 aylık diyet tedavisi uygulanmış, body mass indexi 50’den 47’ye inmiş, hastaya solunum testleri yapılmış, egzersiz testleri yapılmış, psikiyatrik kontrollerden geçmiş, yani psikiyatrik problemi var mı, çünkü…

[00:18:59.22] Spiker: Kullanmış olduğu ilaçlar da aslında tetikliyor değil mi hocam?

[00:19:02.23] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Sadece psikiyatrik kontrol derken şu, takıntısı var mı mesela, şeker ile ilgili örneğin, şeker takıntısı var mı? Mesela şeker takıntısı olan, şekeri çok seven birisi için yapılacak, bu size anlattığım tüp mide ameliyatının hastada çok büyük bir etkinliği olmuyor. Hasta kilo kaybediyor %30’unu kadar kaybediyor, ama bizim istediğimiz kiloya ulaşamıyor. Neden, çünkü çok şeker seviyor. O yüzden psikiyatrik kontroller çok önemli. Biz bütün bunların hepsini hastadan teker teker istiyoruz. Göğüs hastalıkları görüyor, kardiyoloji doktoru görüyor, diyetisyen görüyor hastayı…

[00:19:38.03] Spiker: Aslında bir konsültasyon yapıyorsunuz.

[00:19:39.29] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Psikiyatri doktoru görüyor, en önemlisi endokrin uzmanı görüyor ve bütün bunların hepsinde, konsey kararında eğer derse ki evet bu hastaya obezite cerrahisi uygulanabilir derse biz hastaya diyoruz ki, size obezite cerrahisi uygulayabiliriz.

[00:19:53.00] Spiker: Hocam özellikle de sizin bir çok yapmış olduğunuz ameliyatlar var, çok da başarılı olduğunuz ameliyatlar ve bunlardan üç tanesi en uygun yöntem olarak kullanmış olduğunuz hangileridir? Biraz ameliyatlardan da bahsedebilir miyiz? Hastaya göre değişiyor mu?

[00:20:08.17] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Obezite cerrahisinde amaç şu, alınan gıdanın kolay emilebilirliğini azaltmaya yönelik yapılan işlemler. Bunlara baypas işlemleri deniyor. İkincisi, alınan gıda hacmini azaltmaya yönelik yöntemler var, bunlardan bir tanesi tüp mide ameliyatı. Şimdi yurt dışında, mesela Amerika’da [00:20:30.21] ??, çünkü onların obezleri bizden çok daha yüksek. Yani ortalama mesela bizim burada gördüğümüz body mass indexi en yüksek hasta, 48-49-50. Amerika’da 50 en alt sınır.  58-60, yani 300 kilo 350 kilo. O yüzden orada genelde bizim burada standart yaptığımız tüp mide ameliyatını orada başlangıç ameliyatı olarak yapıyorlar. Hasta bir süre sonra kilo veriyor ondan sonra baypasa geçiyorlar. Baypas ameliyatına döndürüyorlar. Baypas ameliyatındaki espri de şu, hastanın aldığı gıdanın emilebilir yüzeyini azaltmak. Normalde ince bağırsağın toplam uzunluğu 4 metre, biz 2,5 metresini pas geçersek eğer geri alan 2,5 metresine birleştirirsek midesini ve midesini de küçültürsek o zaman aldığı gıda 2,5 metreyi pas geçeceği için daha az emilmiş oluyor. Daha ez emilmiş olduğu için de daha az kilo verebiliyor. Yiyor ama kilo verebiliyor. Ama bu hastalarda da şöyle bir problem oluyor. Eksiklikler oluşuyor.

[00:21:32.04] Spiker: Ne gibi hocam?

[00:21:33.17] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Mesela demir eksikliği oluşuyor. B12 vitamini eksikliği oluşuyor. Takip etmek gerekiyor. Hasta seçiminde hastanın gıdaları tüketmekteki, mesela çok yemek yiyen birisi mi, yoksa çok şeker tüketen birisi mi mesela?

[00:21:49.10] Spiker: Bunu bilmek gerekiyor aslında.

[00:21:50.08] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Bunları bilmek gerekiyor. Hastada diyabet var mı mesela. Diyabet var ama pankreas rezervleri yeterli mi? Hem diyabeti var, pankreas rezervleri yeterliyse aynı zamanda…

[00:22:00.13] Spiker: Aslında önce obezin altında yatan hastalıkların araştırılması gerekiyor. Bu çok önemli detay değil mi hocam?

[00:22:05.21] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Endokrin hekimleri onları iyice araştırıyorlar. Çünkü böbreküstü bezi ile ilgili bazı hastalıklar var mesela. Eğer böyle bir teşhis konulsa, biz o hastayı ameliyat etmiyoruz mesela. Endokrinciler bunun tedavisini önce üstleniyorlar. Biz genelde hastanın o genel kondisyonlarına bakarak ona en uygun olana ameliyatı tercih ediyoruz. 

[00:22:24.12] Spiker: Nedir hocam?

[00:22:24.29] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Sıklıkla yaptığımız, daha az komplikasyon, daha az ameliyat sonrası problem, daha hızlı kilo verme, daha az sıkıntı oluşturabilecek ameliyat tüp mide ameliyatı. Standart yapılan ameliyat bu. Ama hastanın şeker hastalığı varsa mesela ve pankrias dediğimiz organ rezervleri yeterliyse mesela onlara transit bipartisyon denen değişik başka bir ameliyat yapıyoruz. İnce bağırsağı ile midesini birleştiriyoruz. Bu da seçenekler arasında. Bu seçenekleri tamamen hastaya göre belirliyoruz biz.

[00:22:58.23] Spiker: Peki hocam bunu da sormak istiyorum, mide ameliyatlarından sonra, öncesinde ve sonrasında hastanın diyet yapması gerekiyor mu?

[00:23:04.15] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Şimdi şöyle, eğer hastanın kilosu belli bir, body mass indexi, vücut kitle indeksi belli değerin üzerinde ise o hastalara yaklaşık 1 ay ile 3 ayarında diyet verip hastanın kilosunu biraz hani iradesini kuvvetlendirmek için diyetisyen kontrolünde biraz kilo vermesini istiyoruz. Bu aynı zamanda karaciğerini küçültüyor hastanın, ameliyatı kolaylaştırıyor, bizim işlemimizi de kolaylaştırıyor, hastanın akciğer rezervlerini rahatlatıyor, çünkü karın içerisindeki çok büyük bir kitle akciğerine baskı yaptığı için akciğerler restriktif dediğimiz sıkışma oluşuyor. Bu hastaların çoğunda mesela uyku apnesi oluyor. O yüzden biz mesela göğüs hastalıkları konsültasyonu yapıp, hastayı ameliyat sonrasında sbap desteği gerekir mi, yani hasta uyurken 3 saniyelik 5 saniyelik nefes kesilmeleri oluyor, onları mesela boğulmasın diye sbap desteği veriyoruz, yani hava veriyoruz hastaya bir makine aracılığı ile. 

[00:24:02.08] Spiker: Her hastada oluyor mu hocam?

[00:24:04.20] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Standart olmuyor ama özellikle kilosu 140 ve üzerinde olanlarda mutlaka oluyor apne sendromu ve o yüzden o hastalara mutlaka sbap desteği veriyoruz. Hastaların seçimindeki kriterlerimizin en önemlisi şu, hastaya en uygun ne yapılablir, ne yapılmalı. Yani şimdi telefon açıyor hasta body mass indixi, boyum şu kadar kilom şu kadar, kaç body mass indexi 32, daha önce hiç diyet denediniz mi, evet hocam 1-2 defa diyet denedim ameliyat olmak istiyorum. Uygun değilsiniz ameliyata diyoruz hastaya. Ne yapacağım ben peki, o zaman bir seçenek var mesela, Mide Balonu (medenpro™ Intragastric Balloon®) kullandırıyoruz hastaya. Mide Balonu da o demin söylediğim gibi mide hacmini küçültmek amacı ile kullanılan bir yöntem.

[00:24:52.18] Spiker: Aslında çok kolay bir yöntem değil mi hocam?

[00:24:54.08] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Endoskopik olarak yapılıyor. Hasta uyur gibi oluyor. O sırada balonu midesine yerleştiriyoruz ve balonun 500 ile 700 ml arasında…

[00:25:04.11] Spiker: Hastaya göre değişiyor mu hocam yoksa kiloya göre mi?

[00:25:06.04] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Boya ve kilosuna göre değişiyor. Çünkü mide hacmi değişiyor yani. Bazı hastaların mesela midesinin aşağıdan yukarıya uzunluğu 40 cm oluyor, bazısının 35 cm oluyor gibi. Yani mide iç hacminin boy ve kiloya göre durumu farklı olduğu için…. Hastaya Mide Balonu takıyoruz. 6 aylık ve 1 yıllık Mide Balonları var şu anlık kullanılan. Hasta mesela 6 ay boyunca o mide balonunu taşıyor kendisinde. Ne sağlıyor bu, erken doymasını sağlıyor hastanın. Hasta erken doyuyor. 

[00:25:37.17] Spiker: Acıkmasını aslında biraz da engelliyor?

[00:25:39.12] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Evet. Mesela bir oturuşta 3 tabak yemek yiyemiyor da bir tabak yiyebiliyor. Çünkü doygunluk hissediyor balon midede durduğu için. Ne oluyor bu, hastaya biraz iradesini kuvvetlendiriyor bu iş aynı zamanda, çünkü diyet de yapıyor bu işlem sırasında devamında, kilo veriyor. İnsanlar kilo verdiklerini gördükçe mutlu oluyorlar. Mide Balonu da bunu sağlıyor. 1 yıla kadar kullanılabilen balonlar var. 

[00:26:08.17] Spiker: Herkeste yapılabiliyor mu?

[00:26:10.04] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Yapılabiliyor. 1 yılın sonunda da balon aynı endoskopik işlem ile çıkartılabiliyor. Güvenli balon bunlar. Batı’da da çok fazla miktarda kullanılıyor. 

[00:26:21.13] Spiker: Peki çıkartıldıktan sonra hocam tekrar hasta alabiliyor mu?

[00:26:23.09] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Şöyle, midenin hacmi biraz…

[00:26:25.00] Spiker: Aslında o, mideyi terbiye ediyor değil mi?

[00:26:26.28] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Evet terbiye etmiş oluyoruz, mideyi biraz küçültmüş oluyoruz o gıda alımının da azalması ile, hem mide küçülmüş oluyor hem gıda alımı da azalmış oluyor. İkisi birbiri ile birleşince hastanın kilo vermesi, beyin olarak da buna adapte olduğu için devamında da dikkat ediyor kilo almamak için. Korkuyor artık. Sonra mesela farzedin ki yine bir süre sonra kilo aldı. Tekrar balon koydurabilir. Hiç bir sıkıntısı yok. Bu mesela ameliyatsız kilo verme seçeneklerinden bir tanesi. Eğer vücut kitle indeksi ameliyat olmaya uygun bir hasta değil ise ve diyet yapıyorsa ve diyet yapmakta sıkıntılar çekiyorsa, yeme konusunda birazcık problemleri varsa seçenek olarak Mide Balonu kullanabilir.

[00:27:12.28] Spiker: Peki hocam sistemik hastalıkları olan bir hastayı etkiler mi Mide Balonu?

[00:27:16.27] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Sistemik hastalıklar derken mesela hepotiroidisi olan bir hastadan bahsediyoruz. Yani tiroid fonksiyonlarının az olduğu, tiroid fonksiyonlarının yavaş çalıştığı, vücudun o yüzden kilo aldığı bir hastada Mide Balonu eğer hasta gıda alımını azaltacak ise tabi ki etkili olur.

[00:27:35.16] Spiker: Hocam dilerseniz yavaş yavaş programımızın sonuna gidiyoruz ama ben hemen şunu sormak istiyorum. Size Meden Live’nin sitesinden bahsedelim.

[00:27:43.21] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Şimdi şöyle, Meden Live, Türkiye’de ilk defa böyle bir uygulama getirmek istiyor. Şöyle, şimdi normalde doktor sitelerinin çoğunda doktorlar hakkında klasik bilgileri var, biyografileri var ve doktorların ne iş yaptığı, nereden mezun olduğu falan ya da doktorun kendine ait siteleri var. Meden Live de şöyle bir şey yapmak istemiş, güvenilir işinde tecrübeli, yıllardır bu işin içerisinde olan doktorları kendi sistemi içerisine dahil ediyor, hastalara doktorlara kolay ulaşmasını sağlıyor, ameliyat gerekiyorsa ameliyat gerektiren bir branş ise estetik cerrahiden, beyin cerrahisine kadar, genel cerrahiden ortopedik cerrahiye kadar bütün branşlardaki güvenilir hekimler ile hastayı karşılaştırıyor, hastayı doktora götürüyor ve ondan sonra hastanın hastane seçmesini, hangi hastaneyi seçmek istiyorsa o hastane ile görüşmeler yapılıyor…

[00:28:44.01] Spiker: Peki site üzerinden yazışma yapabiliyor mu hocam hasta?

[00:28:45.28] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Tabi yazışma yapılabiliyor. Direk hekim ile irtibata geçiyor oradaki arkadaşlar. Bu şöyle bir şey sağlıyor. Şimdi doktorluk mesleği güvene dayalı bir meslek. Biz şimdi hastaların oluşabilecek risklerin tamamını kendi sırtımıza alarak ya da arkaya alarak hastaya sağlığını vermeye çalışıyoruz. o yüzden güvene dayalı bir sistem olduğu için eğer güvene dayalı sistem içerisindeki hekimler kendilerini bir şekilde ispat ettiler ise  o zaman hasta için de bu çok iyi bir şey oluyor. Ben mesela arıyorum beyin cerrahı, sitenin içerisine giriyorum bakıyorum, doktor bey bu kadar ameliyat yapmış, hastaları ile şöyle görüşler var falan filan gibi ve onun ötesinde sadece bilgi…

[00:29:34.06] Spiker: Hastaların yapmış olduğu yorumları da görebiliyoruz değil mi hocam?

[00:29:36.23] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Tabi görebiliyorsunuz. Sadece o değil onun ötesinde bu hekim ile birebir görüşebiliyorsunuz. Ondan sonra soruşturabiliyorsunuz. Zaten soruşturmadan bu işi yapmamak gerekir, özellikle ameliyat olacaksanız. 

[00:29:49.17] Spiker: Gayet de güzel ve başarılı bir yöntem aslında değil mi hocam?

[00:29:52.04] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Evet.

[00:29:53.11] Spiker: Peki hocam, çok teşekkür ederiz.

[00:29:54.17] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Ben çok teşekkür ederim.

[00:29:55.04] Spiker: Son olarak izleyenlerimize neler söylemek istersiniz obezite ile ilgili?

[00:29:59.06] Doç. Dr. Gökmen Öztürk: Obezite ile ilgili klasik olarak hep şunu söylüyorum, önce kendinizin doktoru olun, kendinizi sevin, gerçekten o çok önemli. Kendinizi severseniz, kendinizi düşünürseniz, kendi doktorunuz olursanız, kendi sağlığınız için öncelikli gerekli olan şeyleri de yerine getirmek için çaba göstermeniz gerekli. Çaba göstermeden hiç bir şey olmuyor. O yüzden kendilerini sevsinler insanlar ve kendilerine güvensinler.

[00:30:29.10] Spiker: Çok teşekkür ederiz hocam, vermiş olduğunuz değerli bilgilerden dolayı. Evet sevgili izleyiciler, Gökmen hocam ile programımızın sonuna gelmiş bulunmaktayız. Bir dahaki programımızda görüşmek dileğiyle sağlıklı kalın, hoşçakalın.

Meden Live TV’nin bu programını beğendiyseniz, buna benzer yayınları daha sık görerek Meden Live Sağlık Grubu doktorlarının, yaşam standartlarınızı düzenlemesine yardımcı olmak için ip uçlarını, tıp dilinden uzak ve anlaşılır önerileri ile bilgi alabilmek için videomuzu beğenmeyi ve Meden Live TV’ye abone olmayı unutmayın.

Arama

+

DOKTORUNUZA ÜCRETSİZ MUAYENE

HEMEN Formu doldurun!

OLABİLECEĞİNİZİ BİLİYOR MUYDUNUZ?

Randevunuzu oluşturmak için arayalım!