Diyetlerden Obezite Cerrahisine Giden Yolculuk

KİLO VERME YOLCULUĞUM

Başarı, kilo vermek değil kilomuzu koruyabilmektir.

Bu yolculuk obezite sınırından ideal kilosuna istikrarlı olarak kavuşmuş bir adamın hikayesidir. Yeniden doğan gencecik bir insanın ayrıca Türkiye’nin ilk online sağlık kuruluşunun nasıl doğduğunu anlatmaktadır.

Bu yazıyı neden yazdım?

MEDENLive Sağlık Grubu hastaları ile görüşmelerimde tüp mide operasyonu olduğumu duyanlar, zayıflama hikayemin çok ilginç olduğunu bunu herkesin duyması gerektiğini söylüyorlardı. Her hastaya bunları anlatmanın ne kadar zor olduğu anlamak çok zor olmayacaktır. Ayrıca makalenin uzun olması gözünüzü korkutmasın çünkü en ince ayrıntılarına kadar detaylı bir anlatım yapsaydım; yazının uzunluğu minimum 10 misli artardı. Bu makalede yazdıklarımın tamamı benim yaşadığım süreçler ve sonuçlarını içermektedir. Fazla kilosu olan hatta obezite sebebiyle diyabet gibi problemleri yaşayan herkesin mutlaka bilmesi gereken süreçlerdir.

Bu makalede neler öğreneceksiniz?

  • İlaçla kilo vermek mümkün mü?
  • İsveç Diyeti kalıcı kilo verdiriyor mu?
  • Tüp Mide Ameliyatı olmadan önce dikkat etmeniz gerekenler neler?
  • Mide Küçültme Operasyonu sonrasındaki süreçte nelere dikkat etmelisiniz?
  • Tüp Mide Ameliyatından sonra müdeniz tekrar büyür mü?
  • Gastrik Bypass Operasyonu sonrasındaki süreçler neler?
  • Duodenal Switch (SADI-S) Ameliyatının avantajları neler?
  • Duodenal Switch (SADI-S) Operasyonu olmadan önce nelere dikkat etmelisiniz?
  • Obezite Ameliyatları tehlikeli mi?

BİR TÜP MİDE SERÜVENİ

Obezite cerrahisi yapılması için BBC’nin Obezite Hakkındaki Gerçekler isimli belgeselindeki süper obezler kadar kilolu olmak mı gerekiyor?

İnternet aramalarında genellikle mide küçültme ameliyatları hakkında yetersiz bilgiler var. Ya çok bilimsel anlaşılamayan açıklamalar hatta bilinçsiz hastaların yazdığı yorumlar. Bu yazıda sizlere mide küçültme ameliyatı olan; tüp mide, ameliyat öncesi, ameliyat aşaması ve ameliyattan sonraki süreçleri tek tek anlatacağım. Bu yazıyı okuyan bir hasta sanki bu süreçleri geçirmiş kadar tecrübeli ve bilgi dolu olacaktır.

NEDEN MİDEMİZİ KÜÇÜLTMEK İSTERİZ

Obezite cerrahisi için obez olmak şart mı?

Ben hiçbir zaman obez olacak kadar kilolu olmadım. Ama genlerimde bu potansiyeli taşıdığımı ailemde ve akrabalarımda görebiliyorum. Önlem almak için obez olmayı beklemeye ne gerek var? Önlem direkt ameliyat olmak mı? Tabi ki hayır! Aşağıda görmüş olduğunuz fotoğrafta tamamen kendi yöntemlerimle istediğim kiloya ulaştım.

NASIL KİLO VERDİM?

Günde 3-5 öğün, protein ağırlıklı çok az yiyerek.
Yazılım mühendisliği hayatınızı koltuk üzerinde geçirmenizi sağlayabilecek potansiyelde bir meslektir. Bu nedenle hareketsizlik ve sadece vücut geliştirme sporları kilo almanız için yeterli altyapıyı sağlarlar. Bende bununla başa çıkabilmek adına, İsveç Diyetini Türk yemek kültürüne göre düzenleyerek 4 kere üst üste tekrarladım. Uyguladığım revize edilmiş İsveç diyeti aşağıdaki gibidir.

Artık Türkiye’de İsveç deyince muhtemelen birçok kişinin aklına İsveç diyeti geliyor. Avrupa’da çılgınca uygulanan İsveç Diyeti
Türkiye’de ilk defa Aylin Livaneli’nin Milliyet Gazetesi’ndeki köşesinde duyuruldu. Böylelikle Türk halkı geniş kitleleri ardında
sürükleyecek yeni ve etkili bir diyetle tanıştı. Diyeti uygulayan herkes iki haftada 7 ile 20 kilo arasında verebildiğini belirtti.
Dahası diyetin en büyük özelliği metabolizmayı tamamen değiştirdiği için 2 yıl boyunca hiç kilo alınmamasını sağlaması.
Tanıdıklarımda diyete ilişkin olumlu sonuçları bizzat gözlerimle gördüm. Şimdi karar sizin. Ancak unutmayın diyetin en önemli tarafı aşağıdaki kurallara uymak.

Kurallar

  1. Ayrıca çay, kahve ve meşrubat içilmemeli.
  2. Günde 2 litre su içilmeli.
  3. Diyeti ancak 6. günde kesebilirsiniz. (6. günden önce kesilmesi durumunda verilen kilo fazlasıyla geri alınır.)
  4. Diyeti 6 ayda 4 kereden fazla tekrarlamayın.
  5. Aynı Gün içinde öğle ve akşam yemekleri yer değiştirilebilir.

Tavsiyeler

  1. Brokoli bulamazsanız karnabahar yiyebilirsiniz.
  2. Kolesterolü yüksek olanlar yumurtanın akını yiyebilir.
  3. Ölçü ve miktar belirtilmeyen yiyecekleri abartmamak koşuluyla istediğiniz kadar yiyebilirsiniz.
  4. Diyet ağır gelirse 6. günden sonra bırakabilirsiniz.
  5. Protein Shake yerine haşlanmış yumurta veya omlet yapılabilir.

13 Günlük Malzeme Listesi

  • 2 Adet 400 Gram Tavuk Göğsü
  • 6 Adet 400 Gram Biftek
  • 2 Adet 400 Gram Light Ton Balığı
  • 4 Adet 100 Gram Yoğurt
  • 4 Porsiyon Ispanak Yemeği İçin Malzeme
  • 5 Adet Atom (10 Porsiyonluk)
  • 13 Adet Yumurta
  • 5 Adet Meyve
  • 6 Adet Havuç
  • 4 Dilim Salam
  • 1 Portakal
  • Nescafe

Tabi ki zor bir süreçti İsveç Diyeti oldukça zor ve sabır isteyen bir beslenme programına sahip, bu aşamayı FX15’in tok tutma özelliğinden faydalanarak tamamladım. 2 sene gibi geçen 2 aydan sonra fazlasıyla kilo vermiştim. Artık bir kıyafete ihtiyacım olduğunda bedeni olan kıyafeti değil bana yakışan kıyafetleri seçerek satın alabiliyordum. Çünkü beğendiğim her elbisenin bana uygun bir bedeni vardı. Fazla kiloları sebebiyle kıyafet bile seçemeyen insanlar ne demek istediğimi çok iyi anlamışlardır. 🙂

NEDEN TEKRAR KİLO ALDIM?

Düzensiz beslenme ve değiştirilemeyen beslenme alışkanlıkları.

İsveç Diyeti her ne kadar midemizi küçültsede bir süre sonra geç saatlerde biten iş toplantıları, düzensiz beslenme, hazır yiyeceklerin tüketim oranı ve hızlı yemek yeme gibi kötü alışkanlıklarımı tekrar kazanmam sebebiyle yavaş yavaşta olsa verdiğim kiloları geri aldım. Hatta diyete başladığımda 108 kg olan maksimum ağırlığım artık 133 kg olarak rekor yenilemişti.

Artık İsveç Diyetinden sıkılmıştım. Spor zamanlarındaki gibi diyetisyen kontrolüne girmeye karar verdim. Acıbadem Hastanesinden Duygu Hanım ile ortalama 2 aylık bir diyet serüvenimiz oldu. Listelere uyabilsem çok başarılı sonuçlar elde edecektik. Ancak diyetisyen kontrolünde yapılan diyetlerin ara öğünleri yoğun iş temposu ile çalışan birisi için oldukça zor bir iştir. Söylendiği gibi yapılamayan diyet listeleri sonrasında diyetisyene gitmek oldukça rahatsız edici bir duygu.. Ayrıca ben beslenme programıma disiplinli olarak uyacak birisi olsam neden kilo problemi için yardım almak isteyeyim? Hemen İsveç Diyetine dönüş yapmalıydım.

Tam olarakta öyle yaptım. Listeler hazırlandı, malzemeler alındı, diyet yemekleri yapıldı. Ama bu sefer kendimde 2 ay boyunca haşlanmış yumurta ve ıspanak yiyecek potansiyel göremiyordum. Artık çok sıkılmıştım. Kilo alıp vermek beni çok yormuştu. Yanlış anlaşılmasın kilo verirken yaşanılan süreç değil, bu emeklerime rağmen eskisinden daha fazla kilo almak çok can sıkıcıydı.

Daha etkili ve sağlıklı bir çözüm bulmak zorundaydım. Yaptığım araştırmalar sonucunda kalıcı ve sağlıklı olarak kilo vermek için obezite cerrahisi çeşitlerini araştırmaya başladım. Yaptığım araştırmalarda en çok Sleeve Gastrektomi yani Tüp Mide ameliyatının tekniğini beğendim. Aradığım da tam olarak buydu. Bu ameliyat sadece midemi küçültmekle kalmıyordu aynı zamanda açlık duygusunu da minimize ediyordu. Ama bir saniye! Zayıflama ameliyatları öldürmüyor muydu? Zayıflama ameliyatlarından dolayı yaşanan ölümden gazetelerde çarşaf çarşaf bahsedilmiyor muydu?
Haberlerde ayrıntıya girmeden sadece tüp mide ameliyatından öldü! Şeklinde haberler yok muydu?
Bunların hepsi vardı ve olmaya da devam edeceklerdi. Ama ben sadece o haberlerde dinlediklerine göre hareket eden bilinçsiz bir insan değildim. Çok basit bir denklem yapmalıyız. Hayatımı bir obez olarak geçirmenin ölüm riski ile ameliyatın ölüm riskini kıyaslamalıyız. Tabi ki obez olarak yaşamak çok daha büyük bir risk.

Mide küçültme ameliyatı olacağımı aileme ve akrabalarıma söylediğimde çok ilginç tepkilerle karşılaştım. Bana deli muamelesi yapanlar mı istersiniz? Ameliyat olmamam için beni günlerce arayıp ikna etmeye çalışanlar mı? Yoksa ameliyat olursam hakkını helal etmeyenler mi? Ne ararsanız var! Bu insanlar ameliyattan 7 ay sonra ne tarz yorumlar yapacaklar yazımın devamında okuyabilirsiniz.

MİDE KÜÇÜLTME AMELİYATINI NEDEN TERCİH ETTİM?

Sindirim sistemimizin işleyişinin değiştirilmiyor olması olması.

Sleeve Gastrektomi halk arasında Tüp Mide veya Mide Küçültme Ameliyatı olarak da adlandırılmaktadır. Ameliyatın temel hedefi daha önce kilo verme çalışmalarına girişmiş ancak başarılı olamamış veya başarılı olsa dahi kalıcı olarak kilosunu koruyamamış kişilere özel olarak hazırlanmış bir obezite cerrahisiydi. Ameliyatta midemizin büyük kenarının kesilip çıkartılması sonucunda yaklaşık hacmi %75-80 oranında küçültülmüş oluyor.

Son haliyle mide bir tüpe benziyor. Mide içine ya da çevresine dışarıdan herhangi bir materyal takılmıyor, sadece kalan midenin şeklinin tüpe benzemesinden dolayı “Tüp Mide” deniyor. Bu ameliyatın en önemli özelliklerinden bir tanesi de sindirim sistemimizin mevcut sisteminin bozulmuyor olmasıydı. Kısaca sindirim sistemi güzergahında herhangi bir değişiklik olmuyor, ömür boyu mineral ya da vitamin takviyesine gerek kalmıyor, sadece midemiz küçülüyordu. Doğal işleyişe herhangi bir müdahalede bulunulmuyordu.

Ayrıca Ghrelin olarak tanınan bir maddeyi üreten mide dokusu çıkarıldığından dolayı hormonsal bir değişiklik sonucunda da kilo verilmesi desteklenmekteydi. Ghrelin, beyindeki iştah bölgesindeki reseptörlerin uyarılmasıyla iştahımızı arttıran bir peptitti. Tüp Mide Ameliyatında Ghrelin üretilen midenin fundus bölgesi çıkarıldığı için iştahımda otomatik olarak azalmış olacaktı ve zırt pırt yemek yeme ihtiyacına elveda diyecektim.

Tüp Mide Ameliyatında, 2 sebeple kilo verilmekteydi.

  • Mide hacminin küçültülmesi ile hacimsel bir kısıtlanma
  • Fundus bölgesinin de alınmasından oluşan iştah kaybı

MİDE KÜÇÜLTME AMELİYATI ÖNECİ ARAŞTIRMA

Ameliyat sonrası komplikasyon ihtimallerinde de tecrübeli hekim arayışı.

Yapmaya karar verdiğim konu basit bir işlem değildi. Sonuçta bir hekimin önüne yatarak midemin yarısını kestirecektim. Ameliyat öncesi araştırmalarım ne kadar iyi olursa, ameliyat sonrası sorun yaşama ihtimalimde o kadar az olacaktı. Dolayısıyla benim için en yorucu ve en önemli kısım tüp mide ameliyatı öncesi araştırma yapmaktı. Farklı farklı bir sürü hastane ve bir sürü hekim ile görüştüm. 2016 yılından beri bariatrik cerrahi uygulamalarını yapan doktor sayılarında ciddi bir artış gösterdi. Ancak benim için önemli olan operasyon sırasında veya sonrasında oluşması muhtemel komplikasyonlarda da (kaçak vb.) tecrübeli bir hekim olması da oldukça önemliydi.

Yaptığım görüşmeleri değerlendirdiğimde her zaman birşeylerin eksik kaldığını düşünüyordum. Her hekim ameliyatı gayet iyi yaptığını ve sorunsuz geçeceğini söylüyordu. Ama buna rağmen bir şeylerde hata vardı. Hatayı buldum! Hekim beni potansiyel bir müşteri olarak görüyordu. Sanki tüm hekimler biran önce beni ameliyat edip diğer hastaya geçmek istiyordu. İçimde ‘ben ameliyat olduktan sonra bu hekimle aynı şekilde etkileşimde kalamam‘ gibi düşünceler oluyordu. Ama hekimlik ticari kaygılardan uzak kutsal bir meslek değil mi? En azından öyle olması gerekiyordu.

Kısa bir zaman geçtikten sonra Özel M******e B********ü Hastanesine gitmeye karar verdim. Hasta danışmanlarının kalitesi ve hekim dışındaki personellerinden memnun olmasamda bir şans vermek istedim. Yaptığım araştırmalar sonucunda beni ameliyat etmesini uygun gördüğüm Op. Dr. Y***l P***t’dan bir randevu aldım. Randevu günümde tam zamanında yanındaydım.

Kapıdan içeriye girdiğimde ilk defa beni acil olarak ameliyat etmek isteyen bir hekimden ziyade ameliyata ihtiyacım olup olmadığını sorgulayan bir doktor gördüm. Ortalama 45 dakikalık bir görüşmemiz oldu. İlk defa bir hekim bana 15 dakikadan fazla bir zaman ayırmıştı.

Görüşmemizi gözden geçirdiğimde diğer hekimlere göre ilk defa bu ameliyata ihtiyacım olmadan zayıflayabileceğim konusunda beni ikna etmeye çalışan bir hekim gördüm. Bir genel cerrahi uzmanından ziyade psikolog gibi iletişim kuran Y**** B** ile görüşmemiz sonlandığında bu ameliyata gerçekten ihtiyacım olup olmadığını sorgulayacak duruma gelmiştim. Görüşmenin sonunda ‘deli bir cerrah bulup ameliyat olmayın!‘ cümlesini kurarak beni yolcu etti.

Kendime bir süre daha zaman vermeye karar verdim. Ama bu sefer kendimi kasmayacaktım. İş toplantılarında, spontane yemeklerde onu yemeyeceğim bunu yemeyeceğim demeyecektim. Bu şekilde kendimi deneyecektim. Tam olarak da öyle yaptım. Bunu yaparken kilo almaya çalışmadığımın altını çizmek istiyorum.

İSTEDİĞİNİ İSTEDİĞİN ZAMANDA YEME ÖZGÜRLÜĞÜ

Kalori ve saat hesaplarından uzak keyifli beslenmenin keyfini yaşamak.

Hani istediğini yiyip kilo almayan insanlar var ya! İşte tam olarak bende onlardan birisiymiş gibi beslenme düzeni oluşturdum. Canım ne zaman ne istiyorsa onu yedim. Düzenli kilo takibi yapmadan, geç saatlerde yemek yememek için özel çaba sarfetmeden, besinlerin kilo aldırma potansiyellerini düşünmeden hayatımı sürdürdüm. Yıllarca hangi saatte ne yediğimi, neler içtiğimi ve kilomu takip etmenin stresinin üzerimden atılmış olması inanılmaz keyifli bir zaman dilimi geçirmeme sebep oldu.

4 aylık özgür beslenme sürecinin sonunda durumu tekrar değerlendirmek için tartıya çıktığımda ulaştığım maksimum kilo olan 133 kg yerini 141 kg ile rekor yenilemişti. Özgür beslenme olarak adlandırdığım zaman diliminin devamını sağlamam durumunda bu kilonun artara tekrar tekrar rekor yenileyeceğini anlamak zor olmadı. 187 boyunda ve uzun yıllar vücut geliştirme, yüzme ve buz jokeyi gibi sporlar yapan bir insan olduğum için obez görüntüsünde olmuyordum. Beni görenler kilomu duyduklarında;

O kadar var mısın? Hiç belli olmuyor. Boyun uzun ondan tabi!

gibi yorumlarda bulunuyorlardı ancak 141 kg ile rekor yenileyen ağırlığım 3 xl kıyafetlere davetiye çıkarmıştı. Artık net olarak profesyonel tıbbi bir desteğe ihtiyacım olduğunun farkına varmıştım. Alışveriş yaparken beğendiğim kıyafetleri değil bedeni olan kıyafetleri seçmek beni oldukça yoruyor ve mutsuz ediyordu. Artık Vücut Kitle İndeksim Tüp Mide (Sleeve Gastrektomi) yani müde küçültme ameliyatına uygundu.

Bir cevap yazın

Buraya yazacağınız E-Posta adresiniz herkese açık yayımlanmayacaktır. Required fields are marked *

Arama

+

DOKTORUNUZA ÜCRETSİZ MUAYENE

HEMEN Formu doldurun!

OLABİLECEĞİNİZİ BİLİYOR MUYDUNUZ?

Randevunuzu oluşturmak için arayalım!

Content Protection by DMCA.com